11 Şubat 2010 Perşembe

Yerel küçük

sosyal reklam ya da KONTRA üretimi gibi toplumu ilgilendiren bir sorun ile ilgili akılcı bir faaliyeti sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin (bilimin) merkez olduğu bir yapıda çözmenin belli bir mantığı olacağı kanısındayım. sivil alandaki belirgin kirlenmeye karşın kaçınılmaz olan budur; bağımsız bir alanda üretilen söz konusu bu faaliyeti şirketler, piyasa, devlet destekleyebilir ama asla merkez olmamalılar.

bu çözümü reklamcıların bugün yaptığı şekilde gerçekleşen bir üretimde aranırsa gelecekte herkesin ihtiyaç duyacağı (ortak) kamuya ait bir değeri (alanı, kaynağı) yok etmiş oluruz ve bunun ikamesi de, yeniden geri kazanılması da çok zor olabilir. bahsettiğim durum ahlaki bir değerlendirmeden çok içme suyu kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi gibi “teknik” ve çok da tercih hakkı bırakmayan bir karardır. sorunları teknik ortaya koyduğum gibi, çözümü de teknik terimlerle ifade etmeye çalışıyorum.

burada önerilen; bilimi ve stk’ları merkez kabul eden bir araştırma ve üretim seçeneği sorunların çözümü değil aslında yalnızca çok ciddi sorunların çözümünün doğruya yakın başlangıç noktasıdır. ancak başka da bir başlangıç noktası yoktur;

bilimsel bir yöntem kullanarak ve bireylerin toplum yarararı için biraraya geldikleri ve başkasının yararına çalışma yaptığı kurumları odak noktasına almadan sosyal reklam veya kontra türü bir şeyin üretimine başlanamaz.

ancak hiç şüphe yok ki Türkiye’de üniversitelerin bilimle ne kadar ilişkili olduğu, stk’ların ve bütün bilimle ilgili kurumların ne kadar bağımsız ya da özerk olduğu da hayli sorunlu bir konudur. kaldı ki sürekli kirlenmeden bahsettiğimiz medya, hukuk, sağlık sistemlerimiz ve meclisimizi oluşturanlar üniversite ve stk’ları da oluşturuyor. bunları japon, macar ya da nijeryalılar kurmuyor, biz kuruyoruz. bu coğrafyanın insanları. bu nedenle üniversite ve stk bazı açılardan bakıldığında ticari dünyaya göre çok daha trajik bir durum içeriyor.

her şeye karşın başka seçeneğimiz yok. büyük şirkeltlerin ve devletin yukarıdan aşağıya örgütlenen ve merkezde periferi üzerine yaptıkları planlarla bu sorunların çözülmesi çok zor. yerelle sağlıklı bir ilişki kurulmasının ya da yerelin önemli sorunlarının çözümü gene yerelde ve periferide kurulan küçük stklardan ve bilim insanlarının bunlarla kuracağı dolaysız ilişkiden geçiyor. bugünkü işleyiş bu son paragrafta anlattığıma hiç benzemiyor.

büyük kentlerde büyük şirketleri destek alarak büyük stk’larca planlanan ekolojik ve sosyal sorumluluk projeleri yerelde uygulanıyor. bunun çok sağlıklı olmadığı bir yüzyıllık denemeyle sabit olmasına karşın işleyiş genelde böyle.



Hiç yorum yok: